Yön Dergisi

Yazı Arşivi



Haluk Yurtsever YÖN 12 - 01.02.2018
Çelişki halinde sınıf: Orta sınıf üzerine…

“Orta sınıf”, günümüzde çoğu kez tanımlanmadan, hangi çözümleme araçlarıyla, hangi olgu ve ilişkileri anlattığı ortaya konulmadan,  herkesin kendisine göre bir anlam yüklediği, ama çoğunluğun neredeyse mutlak, tartışılmaz bir “hakikat” olarak kabul ettiği bir düzlemde tartışılıyor.

DEVAMINI OKU


Emre Gürcanlı YÖN 12 - 01.02.2018
Mühendis ve mimarlar: Çok çalış az yaşa!

Mühendis ve mimar odalarında seçim süreçleri başladı. Ama bu süreçler mimarlar ve mühendisler açısından bir heyecan yarattı mı, tartışılır. Çünkü çoğu kez gözden kaçan bir nokta var; neden ücretli mühendisler ve mimarlar odalara az gelir, aktif çalışanlar daha azdır sorusunun yanıtı tamamen nesnel bir olgudan kaynaklanıyor: Ayıracak zamanları yok!

DEVAMINI OKU


Doç. Dr. Hakan Güneş YÖN 12 - 01.02.2018
İran 2018: Olanlar, olamayanlar ve olacak olanlar!

28 Aralıkta başlayıp 2018 Ocak ayı boyunca devam eden protestolar zinciri İran’da 1979’dan beri görülen belki de en önemli kitle hareketidir. Kitlesel gösterilerden farklı protesto ve eylem biçimlerine evrilen hareketin İran içinde ve dışındaki İranlılar, Türkiye kamuoyu ve ilericileri ve uluslararası aktörlerce nasıl algılandığı konuları  üzerinde durmayı hakkedecek türden birer fenomen haline geldiler. Ancak bundan önce geride bırakılan bir aylık süre zarfında 2018 İran Protestolarının ne şekilde geliştiği, kimlerin katıldığı ve neler talep ettiklerine bakarak geniş planlı bir fotoğrafına bakmakta yarar var. Bu fotoğrafa bakarken 2009 “Oyum Nerede?” direnişine/isyanına bakarak bazı kıyaslamalara başvurmak bu yeni sürecin dinamiklerini kavramada yardımcı olacaktır. Nelerin olduğuna baktıktan sonra başımızı kaldırıp bu kez nelerin olamadığına bakarak resmi yeniden anlamlandırmaya çalışacağız.

DEVAMINI OKU


Can Soyer YÖN 12 - 01.02.2018
Yeni Halkçılık’ta “halk” kimdir?

12 Eylül’den bu yana Türkiye işçi sınıfı ile sosyalist hareket arasındaki ilişkide bir sorun vardır. Bu sorun da sosyalist hareketin işçi sınıfı ve emekçi kesimlerle bağını, neredeyse, tamamen yitirmesidir. Tekil ve dönemsel kimi uğraklar dışında, Türkiye sosyalist hareketi, 12 Eylül’den bu yana işçisizleşmiştir.

DEVAMINI OKU


Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım YÖN 11 - 01.01.2018
Yeni Halkçılık’ta “halk” kimdir?

Her popülist siyaset stratejik olarak iki sosyal-siyasal kutup oluşturmaya ve bu kutuplardan birinin genel temsilciliğine kendisini yerleştirmeye çalışır. Bir ayrımla: Sağ popülizm sosyal gerçekliğin üstünü örten ya da ikincil hale getiren yapay zıtlıklar “oluşturma”ya, sol popülizm ise var olan sosyal zıtlığı görünürleştirmeye, siyaseti bu temelde bir ikilik minderine yerleştirmeye dayanır.

DEVAMINI OKU


Mustafa Sönmez YÖN 11 - 01.01.2018
Mustafa Sönmez büyüme rakamlarını değerlendirdi: Dopingli büyümenin yükünü emekçiler sırtlandı

Büyüme rakamlarının anlamını ve bu tablonun arka planını iktisatçı Dr. Mustafa Sönmez’e sorduk. Sönmez, 2017’nin ilk 9 ayı için sağlanan rakamların yurtdışı kaynak girişine dayanan “dopingli” rakamlar olduğunu belirterek, 2018’de aynı rakamlara ulaşılmasının imkansız olduğunu ileri sürdü. Sağlanan büyüme rakamlarının toplumsal maliyetine de dikkat çeken Sönmez, OHAL koşullarında, emekçilerin tüm haklarının elinden alındığı bir dönemde, söz konusu büyümenin yükünü de asıl olarak işçi ve emekçi kesimlerin sırtlandığına işaret etti.

DEVAMINI OKU


Emrah Gülsunar YÖN 11 - 01.01.2018
Kemalist halkçılık: Müsavat, tesanüt, velayet

“Halkçılık” (populism), Latince “sıradan halk” anlamına gelen ve toplumun aristokratlardan ayrılan kesimini imleyen populus kelimesinin sonradan people (“halk”) kelimesine dönüşmesi sonucu ortaya çıkmış bir kavramdır. Türkçedeki “halk”, Arapça kökenlidir ve “benzer özellikleri taşıyan insan topluluğu, ahali” anlamına gelir. En geniş anlamıyla halkçılık, toplum içerisindeki (soy, servet, siyasal yetke ya da eğitim gibi) çok çeşitli sosyolojik bağlamlarda tanımlanabilecek imtiyazlı kesimlere karsı aynı imtiyazlara sahip ol(a)mayan “sıradan” insanların yanında konumlanma, onların hak ve hukukunu koruma anlamına gelir. Ancak her kavram ve sözcük gibi “halkçılık” da kullanıldığı zaman ve mekândaki siyasal/sınıfsal güç mücadeleleriyle ilişkili olarak farklı bağlamlarda kullanılagelmiştir. Ben bu yazıda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu-resmi ideolojisi olarak Kemalizm’in “halkçılık” ilkesini kısaca değerlendireceğim.

DEVAMINI OKU


Dr. Elif Çongur YÖN 11 - 01.01.2018
Hamlet Davası: İşte bütün mesele bu

Bu yazı, 1940’lı yılların başında ülkenin kültür ve sanat çevrelerini uzun süre meşgul eden; önce edebiyat dergilerinde, sonra gazetelerde, giderek ülke kamuoyunda bitmek bilmeyen tartışmalara neden olan, nihayetinde mahkeme salonlarına taşınan ve “Hamlet Davası” olarak tarihe geçen bir hikâyeyi anlatacak. Yazı, haklı haksız meselesi üzerinde durmayacak; bir tiyatro oyununun sahnelenmesinin ülkede kopardığı büyük fırtınayı aktararak bir dönem Türkiye’nin nasıl bir kültür sanat ortamında yaşadığını hatırlatmayı amaçlayacaktır.

DEVAMINI OKU


Dr. Ali Rıza Güngen YÖN 11 - 01.01.2018
24 Ocak: Bir milat ve işaret ettikleri

Bugün sadece, takvimler Ocak ayını gösterdiğinde hatırlanması gereken bir tarihmiş gibi davranılan 24 Ocak 1980’de Türkiye tarihinde önemli bir kırılma gerçekleşti. Türkiye ekonomisinin dünya ile bütünleşme sürecinde devletin piyasa karşısında ve piyasa için üstleneceği rol bu tarihte, takip eden onyıllarda tersine çevrilemeyecek bir şekilde değişti.

DEVAMINI OKU


Doç. Dr. Cenk Saraçoğlu YÖN 11 - 01.01.2018
Sağ popülizm: Faşizme giden bir yol mu?

Son iki yılda önemli mesafe kat eden “zamanımızın ruhu” üzerine soldan yapılan tartışmaların kesişme noktasını son dönemde birer hareket ya da bir yönetme biçimi olarak yükselmekte olan "sağ popülist" siyasetin nasıl anlaşılması gerektiğine dair sorular oluşturuyor. ABD'de Donald Trump iktidarında, Fransa'da Le Pen'in muhalefetinde ve Avrupa'nın farklı yerlerinde son dönemde önemli mevziler kazanan göçmen karşıtı ırkçı siyasal partilerde cisimleştiği düşünülen sağ popülist dalga, kimi çalışmalarda AKP Türkiye'sini, Hindistan'daki Modi ve Filipinler'deki Duterte yönetimlerini içine alacak şekilde genişletiliyor. Bazı değerlendirmelerde ise bazı anlamlı ortak özellikler taşıdığı düşünülen bu siyasal iktidar ve hareketlerin "faşizm" başlığı altında değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu yazı bu tartışma düzlemi içerisinde popülizm ve faşizm kavramları üzerine bir çerçeve oluşturarak bir konum belirlemeyi hedefliyor.

DEVAMINI OKU


Can Soyer YÖN 11 - 01.01.2018
Marksizm ve halkçılık: Bir kavrama yaklaşma çabası

Her bilimin ve kuramın kendine özgü kavram setinin olması kaçınılmaz. Bu kaçınılmazlık, marksizm gibi yöntemsel yanı son derece titiz olan bir düşünce açısından daha da geçerli. Ve marksizmin kavram seti denildiğinde ilk akla gelen ise “sınıf” kavramıdır elbette.

DEVAMINI OKU


Veli Saçılık YÖN 10 - 01.12.2017
Adı var, kendi yok: OHAL Komisyonu

OHAL ilanının ardından yayınlanan KHK’lar ile birlikte çok sayıda ilerici, solcu, aydınlanmacı kamu görevlisi işlerinden edildi. Hiçbir açıklama veya kanıt sunulmadan, mağdur edilenlerin yargı yoluyla hakkını aramasına izin verilmeden, Saray’ın iki dudağı arasından çıkan tek bir sözle işlerinden edilen kamu emekçileri, birçok örnekte farklı direniş yollarına başvurdu.

DEVAMINI OKU


Necati Yılmaz YÖN 10 - 01.12.2017
Adı var, kendi yok: OHAL Komisyonu

15 Temmuz darbe girişimi, başladığı dakikadan bugüne binlerce cevapsız soru üretmiştir. Bu soruların yanıtlanması Türkiye’nin yakın tarihindeki birçok karanlık alana ışık tutacağı gibi, darbe girişiminin anlaşılması ve bu yaşanmışlık üzerinden demokrasimizi güçlendirecek önlemlerin alınması bakımından yaşamsal öneme sahiptir. Ayrıca bu yanıtlar darbe girişimi üzerinden yapılacak polemiklere imkan vermeyeceği gibi, bu darbeyi kendi emelleri ve ihtiyaçları için kullanma isteğinde olanlara da fırsat vermeyecektir. Belirtilen ve bunların da ötesinde sebeplerle toplumun tamamına yakınının istek ve beklentilerine kayıtsız kalamayan iktidar, Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını isteksiz de olsa kabul etmek durumunda kalmıştır.

DEVAMINI OKU


Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu YÖN 10 - 01.12.2017
Otoriter ve gerici bir kültürel hegemonya inşa ediliyor

Eyüp Muhcu: 2003’den beri ortadan kaldırılmak istenen “Cumhuriyetin simgesi” AKM’nin yıkımını meşrulaştırmak için “yeni proje” bir “Algı Operasyonu” aracı olarak gündeme getiriliyor. Aslında tarihi eserin korunması yerine, yeni yapılacak yapının konuşulmasıyla konu manipüle ediliyor. “yeni proje” üzerinden topluma AKM’nin yıkımı kabul ettirilmek istenirken, anıtsal eserin korunması, yaşatılması ve geleceğe taşınması görevi ve sürecin sorumluları ise unutturulmaya çalışılıyor.

DEVAMINI OKU


Kemal Can YÖN 10 - 01.12.2017
Gazeteci-yazar Kemal Can İYİ Parti’yi değerlendirdi: Havuza itilmiş bir siyasi organizasyon

İYİ Parti’yi, temsil ettiği düşünsel ve politik kimliği, AKP karşısındaki konumunu, düzenin farklı kesimleriyle ilişkilerini ve AKP karşıtı muhalefet açısından konumunu Türkiye’de sağ ve milliyetçi hareketleri yakından izleyen gazeteci-yazar Kemal Can’la konuştuk. Akşener’in bir politik vizyon ve hedef doğrultusunda çıkış yapmaktan çok şartların zorladığı bir fonksiyonla harekete geçtiğini belirten Can, henüz güvenilir bir taban kazanamamış olan hareketin kadrosu ve vizyonu itibariyle de hala kuruluş sürecinde olduğunu ifade ediyor. Can, Erdoğan’ın Akşener ve İYİ Parti’yi şimdilik açıkça karşıya almak yerine önemsizleştirmeyi tercih ettiğini, Akşener ve İYİ Parti’nin de AKP-MHP tabanına agresif bir biçimde müdahale etmek yerine sürecin ne şekilde ilerleyeceğini izlediklerini ekliyor.

DEVAMINI OKU


Yrd. Doç. Dr. İlke Bereketli YÖN 9 - 01.11.2017
AKPli yıllar: Eğitimde Yıkımın Tarihçesi

Türkiye’de eğitim sistemini değerlendirirken, cumhuriyet tarihi boyunca aşamalı bir geriye gidişten söz edilebilir. 2002 yılına kadar Cumhuriyetin ilk yıllarındaki aydınlanmacı atılım ve Köy Enstitüsü modeli anlayışı, çoktan zorunlu din derslerine ve İmam Hatip modeline dönüşmüştü. Bu geriye gidişte 1945 sonrası Demokrat Parti iktidarı ile 1980 darbesinin iki önemli kırılma noktası olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu kırılma noktalarını duvarda çatlaklar oluşturan çekiç darbelerine benzetirsek AKP iktidarı için duvarı tümüyle yıkan buldozer tanımını yapmak abartı olmayacaktır.

DEVAMINI OKU


Prof. Dr. Aziz Konukman YÖN 9 - 01.11.2017
Prof. Dr. Aziz Konukman ile vergi soygunu üzerine: Vergi düzenlemesi sınıf mücadelesinin ta kendisi!

Türkiye geçtiğimiz ay yeni vergi paketini tartıştı. Bir kez daha Türkiye ekonomisinin yükü emekçilerin üzerine yıkılırken, sermayenin kazançlarını korumak ve artırmak amacıyla önemli düzenlemeler Meclis’ten geçirildi. Deyim yerindeyse, sermayenin vahşi biçimde sömürdüğü ve soyduğu emekçi halk, bir de üstüne sermayenin ödemesi gereken vergileri ödemekle yükümlü kılındı.

DEVAMINI OKU


Emre Sevim YÖN 9 - 01.11.2017
Gökçek'in sıfatları: Gerici, piyasacı, halk düşmanı

Hepimizin bildiği üzere Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek 28 Ekim Cumartesi günü arada bir dönem ara vermiş de olsa 1984'te Keçiören Belediye Başkanlığı ile başlayan yerel yönetim başkanlığı kariyerini noktaladı. Tabi ki kendisinin hepimizin zihninde önemli bir karakter -burada önemli kelimesini olumlu manada kullanmıyorum, insanların zihninde nefret edilen karakterler de önemli yer tutar- olarak yer etmesi, 1994 seçimleriyle birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı unvanını almasıyla başlayan 23,5 yıllık serüven sayesinde oldu.

DEVAMINI OKU


Dr. Selin Pelek YÖN 9 - 01.11.2017
AKP’nin akademi karnesi: Üniversiteden geriye ne kaldı?

15 yıllık AKP iktidarında akademi dünyası, siyasal islamın baskıcı ve niteliksizleştirici ikliminde en çok erozyona uğrayan alanlardan biri oldu. Bu kısa yazıda sadece nicelik olarak büyüyen yükseköğretim kurumlarının hangi saiklerle üniversite olmaktan uzaklaştırıldığını anlatmaya çalışacağız.

DEVAMINI OKU


Cihan Uzunçarşılı Baysal YÖN 9 - 01.11.2017
Topbaş enkazı: İstanbul’un dönüşümü üzerinden AKP’yi okumak

“Kente dair düşündüğümüzde, kentsel süreç içinde ne çeşit insanlar haline geldiğimizi de düşünmemiz gerekir; ve, farklı bir kenti inşa etmek istediğimizde, sormamız gereken can alıcı soru, kent üzerine değil kendimiz üzerine olmalıdır.”

DEVAMINI OKU


Berkay Akbudak YÖN 9 - 01.11.2017
Sinemanın şair babası:Andrei Tarkovsky

Bilim önce akla sonra duyguya, sanat önce duyguya sonra akla, toplamda ikisi de aynı kavramlara, insana, doğaya hizmet eder. Sanat ve bilim (şimdilik) bu gezegenin en büyük iki derdi olmalıdır.

DEVAMINI OKU


Hamide Yiğit YÖN 8 - 01.11.2017
Referanduma dair: Barzani’nin başkanlığı mı, Kürtlerin bağımsızlığı mı?

Ortadoğu’da altı yılı aşkın süredir devam eden emperyalist kuşatma, dengelerin günübirlik değiştiği bir sürece evrilmiş durumdadır. Bu aşamada gündemi asıl belirleyen, Suriye’deki savaşın “sona doğru yol almaya başladığı” anlamları yüklenebilecek iki cepheli savaştır. Bunlar, doğuda Rakka-Deyrul Zor ve batıda İdlib cepheleridir. Bu süreçte küresel güçler ve müttefiklerinin, bu iki cephe üzerinden Suriye denkleminde pozisyon alma yarışına girdiklerini görüyoruz.

DEVAMINI OKU


Murat Meriç YÖN 8 - 01.11.2017
Bir hafıza tazeleme: 100. yılında Devrim’i selamlayan şarkılar

‘80’li yıllar, memleketin fena yılları. Uzun uzun anlatmaya gerek yok: 12 Eylül, ortalığı tarumar etti. Kenan Evren ve arkadaşları sadece memleketi susturmadı, geçmişi de sildi. Belleksiz bir toplum yaratma yolunda sağlam adımların atıldığı bir dönemdi, yazık ki başarılı oldu. Yine de her şeyi tümüyle silemedi. Birkaç yıl sonra küçük kıpırdanmalar oldu, bunlar giderek büyüdü ve önü giderek açılan “hareket”, ‘90’lı yıllara büyük ivmeyle girdi. Ancak o ivmeyi alana kadar, bir kısım sıkıntılar yaşandı.

DEVAMINI OKU


Prof. Dr. Kadir Cangızbay YÖN 8 - 01.11.2017
Prof. Dr. Kadir Cangızbay ile söyleşi: Marx’ın müfredattan çıkarılması hümanizma ve aydınlanmanın reddiyesidir

Lise ders kitaplarından Marx çıkarıldı. Sosyal bilimlerin ve sosyoloji disiplininin sınırlarını çok aşan, ancak bir yanıyla da toplumu anlama çabasının vazgeçilmez kaynaklarından olan Marx’ın sosyoloji müfredatından çıkarılması geçtiğimiz ayın çokça konuşulan gündemlerinden oldu.

DEVAMINI OKU


Yolcu Tiyatro YÖN 8 - 01.11.2017
Yürüyen, koşan, arayan bir topluluk: Yolcu Tiyatro ile söyleşi

Kapıların Dışında ve Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler ile seyircinin ilgisini kazanan topluluk, son oyunları Joko’nun Doğum Günü ile birlikte başarılarını üst noktalara taşıdı. Birçok ödüle olduğu kadar yoğun bir seyirci grubuna da ulaşan oyun ile birlikte Yolcu Tiyatro, kendi yolculuğunun en hızlı mesafesini kat etmiş oldu.

DEVAMINI OKU


Doç. Dr. Hakan Koçak YÖN 7 - 01.09.2017
"OHAL'den istifade": Sermaye için dikensiz gül bahçesi yaratmak mümkün mü?

“Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade ile anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz”
“Öyle ikide bir kalkacak hemen grev, bilmem ne... Kusura bakma arkadaş.”
20 Temmuz 2016'da ilan edilen OHAL'in açıkça sınıfsal bir karakteri var ve yukarıdaki ifadeler de bu karakterin ne olduğunu en açık biçimde, tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlatıyor.

DEVAMINI OKU


F. Serkan Öngel YÖN 7 - 01.09.2017
Borçlanma ve işsizlik kıskacında işçi sınıfı

İşsizlik Türkiye’nin en temel meselelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak siyasal iktidar bu sorunu istatistiksel bir mesele olarak ele alma eğiliminde. TÜİK tarafından açıklanan veriler iki hanenin altında bir noktaya geldiğinde büyük bir saadet yaşanıyor. Bütün mesele sanki bu. İki hane ile savaş sadece işsizlik verilerinde değil enflasyon verilerinde de temel konulardan biri haline gelmiş durumda. Oysa işgücü istatistikleri yaşanan gerçekliği ortaya koymaktan son derece uzak.

DEVAMINI OKU


Prof. Dr. İzge Günal YÖN 7 - 01.09.2017
Evrim kuramına “inanmak” ne demek?

Halkla bilim insanları, dolayısıyla bilim arasında bir uçurum olduğundan, bilim insanlarının fildişi kulelerinde oturup kimsenin anlamadığı konularla ilgilendiğinden söz edilir. İçinde ciddi bir eleştiri ağırlığı taşıyan bu yargı doğrudur ve bilim politikaları oluşturulurken, sözde bile olsa, bu uçurumun aşılmasına yönelik önlemler alınır. Ama sonuçta yine de insanlar bilimden uzaktır ve bu konuda fikir yürütmekten kaçınırlar. Gerçekten de hücre içi enzimler, proton

DEVAMINI OKU


Sosyal-İş Sendikası Genel Başkanı Metin Ebetürk YÖN 7 - 01.09.2017
Sosyal-İş Sendikası Genel Başkanı Metin Ebetürk ile söyleşi: Temel sorun işçi sınıfının politik perspektifinin üretilmesi

Türkiye’de Saray Rejimi’nin iktidarı toplumsal yaşamın her alanında karşılığını bulsa da ister istatistiki olarak, ister siyasal veya ideolojik ölçütler bakımından değerlendirildiğinde, Saray Rejimi’nin saldırılarının ve tahribatının en yoğun olduğu, en fazla zarar verdiği ve en hukuksuz biçimlere büründüğü alanların başında emekçi sınıfların iş ve yaşam koşulları geliyor.

DEVAMINI OKU


İlke Bereketli YÖN 6 - 01.08.2017
Paris İklim Anlaşması: Yeni çözüm aldatmacamız

Temmuz ayında İstanbul ve çevresinde su baskınlarına ve büyük maddi hasara yol açan, son 32 yılın en yoğunu olarak kayıtlara geçen iki yağış gerçekleşti. Dokuz gün arayla yaşanan bu yağışlara hazırlıksız yakalanan belediyeler durumu “doğal afet” deyip geçiştirmeye çalışsa da son yıllarda sıkça karşılaştığımız kış ortasında aniden bastıran sıcaklar, yaz ortasında çok kuvvetli yağışlar gibi aşırı hava olayları küresel ısınma gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

DEVAMINI OKU


İmre Azem YÖN 6 - 01.08.2017
İmre Azem ile son filmi “Uçurumun Kıyısında Türkiye” hakkında söyleşi: Hala bir umut ve mücadele var filmde

Ekümenopolis belgeseli ile tanıdığımız İmre Azem ile referandum ve OHAL sürecini anlattığı yeni belgeseli “Uçurumun Kıyısında Türkiye” belgeselinin galasının ardından güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.
Yön: Uçurumun Kıyısında Türkiye proje fikri nasıl oluştu?

DEVAMINI OKU


Melih Fırat Ayaz YÖN 6 - 01.08.2017
Felaketin ta kendisi: AKP tipi kentleşme

İstanbul, geçtiğimiz ay 10 gün arayla art arda sel felaketleriyle boğuştu. Her iki felakette de, sadece birkaç saat süren yağmur yağışı, neredeyse ulaşım ağlarını felce uğratmaya yetti. Her türlü doğal afete dayanıklı olduğu iddia edilen Avrasya Tüneli, iki olayda da yağmur suyu dolması nedeniyle kapandı.

DEVAMINI OKU


Zozan Baran YÖN 6 - 01.08.2017
Yeniden sınıfsallık ve toplumsal mücadelenin yönü

L’humanité dergisi tarafından İtalyan tarihçi Enzo Traverso ile yapılan ve versobooks.com sitesinde yayımlanan röportajda Traverso solun gelecek projeksiyonunu kaybettiğinden söz ediyor. Daha önce Metin Çulhaoğlu’nun başka bir bağlamda alıntıladığı röportajdaki bu tespitin Türkiye soluna dair problem tespitinde de önemli bir yere oturduğu kanısındayım.

DEVAMINI OKU


Deniz Ali Gür YÖN 5 - 01.07.2017
Hapisteler, firardalar, kayyumdalar ama...

Dershane krizi, 17-25 Aralık, MİT tırlarının durdurulması, Zaman gazetesine kayyum atanması vs. derken 15 Temmuz Darbe Girişimi ile yılların “Hizmet Hareketi” bir anda “FETÖ/PDY” oldu.
Peki, Gülen Cemaati’nin nasıl bir ideolojik yapısı var? Historia 1923 dergisinin “İslâmcılık: Asrın İdeolojisi Olabilir mi?” dosyasıyla

DEVAMINI OKU


İlhan Cihaner YÖN-5 - 01.07.2017
İlhan Cihaner ile söyleşi: Yeni bir felaketin ipuçları görünüyoru

“Türkiye’de Cemaatler ve Tarikatlar” başlıklı dosyamız için geçmişte Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan milletvekili İlhan Cihaner Yön’e konuştu. Türkiye’de çok sayıda faili meçhul cinayetin arkasında olan JİTEM’i ilk kez dava konusu eden savcı olarak tanınan ve dini cemaatlerin AKP ve devlet içindeki bağlantılarını soruşturduğu için hedef haline gelen Cihaner, cemaatlerin ülkemiz için oluşturduğu tehdide ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

DEVAMINI OKU


Mustafa Kemal Erdemol YÖN 5 - 01.07.2017
Katar – Suudi Kavgası: Çetelerarası anlaşmazlık

Katar ile Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler arasındaki krizin aslında “Arap Baharı” denilen sürecin sonundaki gelişmelerle şekillenmiş konumlanmalara bağlı olduğu biliniyor. Süreçle birlikte etkisini de gücünü de daha fazla belli eden İslamcılık’a her anlamda destek veren ülkelerin başında Katar geliyordu.

DEVAMINI OKU


Necdet Saraç YÖN 5 - 01.07.2017
24 yıl sonra 2 Temmuz katliamı: Her 10 Sivaslıdan biri oradaydı!

30-40 yıl öncesine kadar Sivas denilince akla Pir Sultan ve Alevilik gelirdi… Sivas’ı“Ozanlar Şehri”yapanlar da Aleviler olmuştur: Pir Sultan, Ağahi, Aşık Veli, Ali İzzet, Aşık Veysel ve Kemter Sivas topraklarında yetişmiştir… Sivas’ın Cumhuriyet’e beşiklik etmesi bu gelenekle birleşince Sivas’ın Pir Sultan Abdal’ı astıran kent olması unutulmuş, Sivas ilerici-demokrat özelliği ile öne çıkmıştır…

DEVAMINI OKU


Mücella Yapıcı YÖN 4 - 01.06.2017
Gezi’nin 4. yılında Mücella Yapıcı ile söyleşi: "Birlikte oluşturacağımız gücün yaratacağı umuda ihtiyaç var"

Taksim Dayanışması Sözcüsü ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ile Gezi Direnişi'nin 4. yıldönümünde konuştuk. Yapıcı Gezi'de kurulan o etkileşimle birbirini gören, acı ve politika yarıştırmaktan vazgeçen, temelinde barışın, eşitliğin, özgürlük ve adaletin olduğu bir platformda yan yana gelmemek için hiçbir neden yok dedi.
Herkesin Gezici olma nedeni kendine hastı

DEVAMINI OKU


Sadık Usta YÖN 4 - 01.06.2017
Sadık Usta ile söyleşi: Mukaddime’yi nasıl okutacaklar?

“Temel sorun, İbn Haldun’un yok sayılması değil, onun değerinin bilincinde olmamaktır, fakat Tayyip Erdoğan bu eleştiriyi yapacak ve bu sözleri söyleyecek en son insandır. Çünkü 90’lı yıllarda TÜBİTAK tarafından yayınlanan birçok bilimsel eser, onların marifetiyle yayın programlarından silinmiştir.”

DEVAMINI OKU


Onur Behramoğlu YÖN 4 - 01.06.2017
Sevdalınız komünisttir: ‘Mesele’lerin şairi Nazım

Nâzım Hikmet’i “güzel günler göreceğiz, güneşli günler” coşkusuyla yaşamak saf mutluluk ise, heyecanımızı bilgiyle, kültürle yoğurup somut devrimci bilince erişme çabası sevgiye asıl yaraşanıdır. Şöyle böyle yirmi yıldır şiirle nefes alıp veren birisi olarak, geleceğin insanının dünyaya erken gelmiş seçkin bir örneği saydığım Nâzım’ı tekrar tekrar düşünmek, Marx’ı, Lenin’i sevmek gibidir benim için. Kararan yanlarımla yüzleştirir,

DEVAMINI OKU


Doç. Dr. Hakan Koçak YÖN 4 - 01.06.2017
Tarihten güncelliğe 15-16 Haziran

15-16 Haziran Direnişinin ortaya çıkmasına neden olan şey, meclisten geçen 1317 sayılı yasaydı. Bu yasayı protesto etmek isteyen işçiler, herkesin -iktidarın, DİSK'in ve kendilerinin- beklediğinden daha kitlesel, daha kararlı ve ürkütücü bir direniş ortaya koyarak emek tarihimizde unutulmaz bir sayfa açmış oldular.

DEVAMINI OKU


İzzettin Önder YÖN 3 - 01.05.2017
Cumhuriyet’ten küresel savrulmaya

Cumhuriyet dönemi politikaları ve kazanımları karşısında, son dönemlerin politikaları ve savrulmalarının karşılaştırılması, sosyal bilim alanındaki tüm mukayeseler için geçerli olan engellerle karşı karşıya olmaya mahkûmdur. Zira konumuz açısından, farklı dönem uygulamalarının anlamlı karşılaştırılabilmesi için gerekli olan koşulların aynılığının ya da, hiç değilse, benzerliğinin söz konusu olmadığı ortadadır. Dünyamız, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında soğuk savaş siyaseti ortamında iken, günümüzde krize sürüklenen kapitalizmin emperyalistler arasında kızıştırdığı mücadeleye sahne olmaktadır.

DEVAMINI OKU


Korkut Boratav YÖN 3 - 01.05.2017
Türkiye burjuvazisi ve AKP

Burjuvazinin İktidarı: Nasıl?

Türkiye burjuvazisi AKP iktidarına nasıl baktı? Bugün nasıl bakmaktadır? Bu soruları zaman zaman soruyoruz; olguları tartışıyoruz. 16 Nisan referandumu çerçevesinde yeniden gündeme getirmek zamanıdır.

DEVAMINI OKU


Metin Çulhaoğlu YÖN 3 - 01.05.2017
Referandum sonrası Türkiye: Saflaşma, Kutuplaşma ve Cepheleşme

Üzerinde düşünülmesi gereken soru ise, bugün karşılaştığımız durumun yaşanılan tarihsel sürecin kalın çizgilerinden hareketle tanımlanıp tanımlanamayacağıdır. Örneğin özel olarak 12 Eylül darbesine, “Kürt sorununa”, 15 yıllık AKP iktidarına ve benzer tikel olgulara henüz atıfta bulunmadan daha soyut bir şema üzerinden yürümek mümkün müdür?
Soru budur.

DEVAMINI OKU


Prof. Dr. Taner Timur YÖN 3 - 01.05.2017
Prof. Dr. Taner Timur ile söyleşi: Sonuç Erdoğan ve AKP için gerçek bir yenilgidir

Hocaların hocası Prof. Dr. Taner Timur ile hem Cumhuriyet’i hem de referandum sürecini konuştuk. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine birçok eseri bulunan sevgili hocamıza, yoğun programına rağmen söyleşi talebimizi kırmadığı için teşekkür ediyoruz.
Marksist tarihçi Taner Timur hocamız ile söyleşi yapmamızın bizim için bir başka anlamı daha var.

DEVAMINI OKU


Berkay AKbudak YÖN 2 - 01.04.2017
Hollywood 10’lusu: Bir kara listenin hazin sonu

“Komünizmle mücadele” adı altında beyaz adamın para basan şirketini sürdürme ve büyütme savaşı verdiğini yazılan değil de yaşanan tarih bize defalarca gösterdi. Adeta dünyanın bir çok ülkesinin birlikte kurup işletmeciliğini yaptığı bir “Sömürüyü Yaşatma ve Yüceltme Derneği” var ve nice politikacılar, sanatçılar bu derneğin canla başla çalışan üyeleri. Amerikan sinema endüstrisi, kısaca Hollywood ise bu derneğin merkez şubesine bağlı en yağlı ballı kurumlarından biri.

DEVAMINI OKU


Doç. Dr. Hakan Güneş YÖN 2 - 01.04.2017
Rusya’nın Ortadoğu siyasetinde Şam, Ankara ve Rojava

Rusya’nın Afrin’de askeri üs kurması ile Moskova-Ankara yakınlaşmasının sınırlarına gelindi mi? İsrail’in Hizbullah’ı, Trump yönetiminin İran’ı hedef tahtasına koyması Ankara-Waşington yakınlaşması için yeni bir diyalog zemini sunar mı? Ankara, PYD’nin hem ABD hem de Rusya ile olumlu seyreden ilişkilerini bozacak araçlara sahip mi? Küresel güç denklemindeki yeni dengeler ve sahadaki hakimiyet ilişkilerine bakmaksızın bu sorulara yanıt üretemeyiz. Bu yazıda sorulara genel Rus dış siyaset konseptleri ve yakın dönem Ortadoğu siyaseti parametreleri ile açıklık getirilecektir.

DEVAMINI OKU


Hamide Yiğit YÖN 2 - 01.04.2017
Suriye denkleminde küresel kapışmalar ve değişen güç dengeleri

Suriye’ye yönelik emperyalist kuşatmanın altı yıl sonra bugün geldiği noktayı en yalın ifadeyle şöyle tarif etmek mümkün: Suriye direnişi, masa başında çizilen Büyük Ortadoğu Projesini iflas ettirdi ve başını ABD’nin çektiği projeci küresel güçlerin “yenilmez” olmadığını gösterdi. Ana projeler iflas etmiştir ve bu iflastan çıkış için günü birlik geliştirilen taktik ve stratejiler dönemi başlamıştır. Bu stratejilerin tamamı da sözde “IŞİD’le mücadele” odaklıdır. O yüzden dengelerin sürekli değiştiği ve kısa/orta vadeli denklemlerin yeniden kurulduğu IŞİD’li projeler dönemindeyiz.

DEVAMINI OKU


Mehmet Okyayüz YÖN 2 - 01.04.2017
Mehmet Okyayuz ile söyleşi: Faşizm, burjuva rasyonalitesini doruğa taşır

Türkiye 16 Nisan tarihinde çok kritik bir referandumla karşı karşıya. 15 yıllık AKP iktidarına ve icraatlarına bakıldığında, 16 Nisan referandumu ile sağlanmaya çalışılan yasal düzenlemelerin, Anayasa değişikliğini ve Başkanlık Sistemi uygulamasını teknik bir konu olmaktan uzaklaştırdığını görmek mümkün. Daha açık bir deyişle, 16 Nisan referandumunda “Evet” sonucunun çıkması durumunda, Türkiye’de bilinen anlamıyla cumhuriyet rejiminin ve parlamenter sistemin sonuna gelmiş olacağımızı söyleyebiliriz.

DEVAMINI OKU
Can Soyer YÖN 1 - 01.03.2017
Solun yönü: Halkçılık, laiklik, özgürlük

Tarihin kritik uğraklarında toplumsal ve siyasal süreçlerin iç içe geçmesine, farklı gündem ve başlıkların üst üste gelmesine, net olanların bulanıklaşmasına, bulanık olanların netleşmesine çok sık rastlanır. Bu açıdan, yazgının tayin edileceği tarihsel dönemler, berrak bir manzara sunduğu kadar, bu berraklığı bozan karmaşık örtüşmeler de sunar. Tarihteki öznelerden kimilerinin ileri fırlarken, kimilerinin ayağının dolaşması ve yere kapaklanması da bu nedenledir.

DEVAMINI OKU


Haluk Yurtsever YÖN 1 - 01.03.2017
Dünyanın yönü: Sistemik kaostan uygarlık krizine

Yön bildirisi iki saptamayla başlıyor: Dünya, derinleşen bir uygarlık krizinin eşiğindedir; dünyayı yıkıma sürükleyen bu krizin sorumlusu kapitalist düzendir.
Uygarlıklar, tarihin farklı dönemlerinde, farklı coğrafyalarda doğan, kendilerinden sonraki toplumsal oluşumlara değerler, normlar, kültürler aktaran karmaşık yapılardır. Uygarlıkları tanımlamakta ve adlandırmakta kimi zaman coğrafya, kimi zaman din, kimi zaman toplumsal ekonomik ilişkiler referans alınmaktadır: Batı uygarlığı, Hint uygarlığı, İslam uygarlığı, köleci uygarlık, feodal uygarlık vb.

DEVAMINI OKU


Korkut Boratav YÖN 1 - 01.03.2017
AKP’li yıllar: Kısa bir ekonomik bilanço

AKP’li yılların ekonomik bilançosu, öncelikle büyüme göstergeleri açısından ve önceki yılların durgunluk ve kriz ortamını da kapsayarak değerlendirilebilir.
AKP iktidarının son yıllarında Türkiye ekonomisi, “beş kırılgan yükselen piyasa ekonomisinden biri” olarak nitelendirilmiştir. Bu tespit, 2003-2015 döneminin, AKPbağımlılık ilişkilerindeki değişimler açısından da incelenmesi gerektiğini gösteriyor.

DEVAMINI OKU


Metin Çulhaoğlu YÖN 1 - 01.03.2017
Türkiye'nin yönü: Referandum öncesi olasılıklar

Dünyanın ve Türkiye’nin bugünkü durumu, yakın gelecekte olabilecekler konuşulup tartışılırken “kaos”, “belirsizlik”, “olumsallık” gibi terimler sıkça kullanılıyor.
Bu durumun, herhangi bir maddi gerçekliğe karşılık düşmediğini, bilimsel analiz yöntemlerini bir kenara bırakmış olanların mazereti bu terimlerde bulduklarını söyleyenler de vardır. Ne var ki,

DEVAMINI OKU