Dr. Murat Özveri ile söyleşi: Taşeron olmayan taşeron sistemi!

Dr. Murat Özveri / 01-02-2018

(YÖN) 2017’nin son günlerinde çıkarılan KHK ile taşeron işçilik konusu tekrar gündemimize girdi. Taşeron işçilerin kadrolu statüsüne geçirileceği şeklindeki propagandaya rağmen, KHK’nın ilgili maddelerinde açık olarak görüldüğü gibi ortada kadrolu statüsüne geçiş diye bir şey yoktu. Ancak, bir adlandırma ve laf cambazlığı ile yaratılmaya çalışılan algı manipülasyonu olduğu çok açıktı.

Konuyu uzun zamandır takip eden Dr. Murat Özveri’ye son KHK ile birlikte taşeron işçilikte yapılan düzenlemeleri sorduk. Özveri, söz konusu KHK’nın taşeron işçilerin sosyal ve ekonomik sorunlarına dair bir iyileştirme içermediği gibi, taşeron sisteminin cilalanarak devam ettirilmesinden başka bir anlama gelmediğini belirtti. Taşeron sisteminin toplumun geniş kesimlerinde tepki topladığını ve bu nedenle iktidarın taşeron konusunda çeşitli girişimlerde bulunmak zorunda kaldığını aktaran Özveri, ilgili KHK ile yapılan düzenlemenin ucuz işçiliğin ve güvencesiz çalışmanın ‘kadro’ sözcüğü ile gizlenerek devam ettirildiğini ifade etti.

Dr. Murat Özveri ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi okurlarımıza sunuyoruz.

Yön: Öncelikle taşeron işçilikle ilgili KHK’yı biraz aydınlatmanızı rica edeceğiz. Söz konusu KHK taşeron işçiliğin statüsüne ve işçilere ne getiriyor?

Murat Özveri: Bir soru ve ona vereceğimiz yanıtlarla açıklamaya çalışayım. Öncelikle kamuda çalışan taşeron işçileri gerçekten kadroya alınmış mı oldu? Buna hayır yanıtı vermeliyiz. Çünkü eğer kamuda kadrolu çalışmak, çalışan taşeron işçilerin kamuda aynı işi yaptıkları asıl işveren işçileri ile çalışma koşullarında, ücrette, örgütlenme hakkını kullanmada, toplu iş sözleşmesinden yararlanmada, kıdeme bağlı haklarında eşitlenmekse, kamuda çalışan işçiler kadroya geçirilmedi. Sadece onların çalıştığı taşeronların adı değişmiş oldu. Asıl işveren olarak işçilik haklarından sorumlu olan kamu işverenleri aradan taşeronu çıkartıp taşeronun çalıştırdığı koşullarda işçi çalıştırma olanağı elde etmiş oldu. Dolayısıyla, kamuda çalışan taşeron işçilerin güvence sorunu da değişmeden kalmış oldu. Kamuda çalışan taşeron işçileri için sorun, asıl işyerine uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanamamaktı. Şimdi de değişen bir şey olmadı. Taşeron işçileri kamu idaresine taşeron işçi olarak çalıştıkları işte ve çalıştıkları ücretlerle geçmek zorundalar.

696 sayılı KHK’nın 113 ve 127. maddelerine göre taşeron işçilerin yaptıkları işler, asıl işverenin iş koluna giriyorsa bu işçiler asıl işveren işçileri olacak. Ancak bu işçilerin asıl işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanmaları tamamen mümkün olmayacak. Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmelerinden süresi en son dolan toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret ve sosyal hakları geçemeyecek. Yani asıl işverenin işçileri sosyal haklar dahil diyelim 3 bin lira aylık ücretle çalışıyorsa, YHK tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinde bu haklar 2 bin lira ise, taşeron işçisi 2 bin lira almaya devam edecek. Bu durumda olan bir işçinin asıl işyerindeki toplu iş sözleşmesinden yararlanması sadece sözde olacak. Gerçekte taşeronda çalışırken YHK tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesine tabi olmaya devam edecek.

DAVA VE İCRA TAKİPLERİNDEN VAZGEÇEN İŞÇİLER HAKLARINI DA KAYBEDECEK

İş kolu kadroya alındığı kamu idaresiyle farklı olan işçiler için ise süreç biraz daha dolambaçlı işleyecek. Bu işçiler YHK tarafından karara bağlanan ve yürürlük süresi en son dolacak olan TİS sonuna kadar ayrı bir işyeri numarası ile ayrı bir işyeri olarak tescil edilecekler. Bu işyerinin girdiği iş kolunda sendikalaşıp TİS yapsalar dahi alabilecekleri haklar YHK tarafında süresi en son sona eren TİS’teki hakları geçemeyecek. Kısacası, bu durumda da asıl işi yapan işçilerle aynı hakları almaları, en azından 2020 yılına kadar, olanaklı olmayacak.
Üstelik asıl işveren işçileriyle aynı ücret ve sosyal hakları almaları gerektiğini kanıtladıkları davalardan geçmişe doğru feragat ederek yargıda kazandıklarını da geri vermek zorunda kalacaklar. Bu işçilerin iş güvencesi ise aslında taşerondan çok farklı olmayacak. Kamu işvereni işten çıkardığında onlar da diğer kamu işçileri gibi işe iade davası açıp feshin haksız veya geçersiz olduğunu kanıtlamaya çalışacaklar. Bu konuda kamu işçilerden bir önemli farkları, kamu işçisi resen emekliye zorlanamazken taşerondan kadroya geçirilen işçiler hiçbir biçimde emekliliği hak ettikleri süreden fazla çalışamayacaklar.

Yön: Taşeron işçilerin dava ve icra takiplerinden vazgeçmeleri gerekeceğinden söz ettiniz? Bu kazanılmış haklarının kaybı anlamına geliyor tabi. Bunu biraz açar mısınız?

Murat Özveri: Taşeron işçileri daha önce dava açıp yaptıkları işin asıl iş olduğunu, yasaya aykırı bir şekilde asıl işin bölünüp taşerona verildiğini, iş sözleşmesinin kuruluşundan itibaren asıl işveren işçisi olduklarını, dolayısıyla asıl işveren işçileri ile aynı ücret ve sosyal haklara sahip olduklarını kanıtlayan yargı ile karar bağlanmış haklarından vazgeçmiş olacaklar. Böylece kamu idareleri yargı kararını uygulamamış olmaktan, Anayasa’ya aykırı bir şekilde fiilen yargı kararlarını yok saymaktan kurtulmuş olacaklar. Yani aslında yargının hukuka aykırı bulduğu bir çalışma biçimi yasallaşmış olacak. Kadro sözcüğü de hukuksuzluğu aklayan sihirli bir sözcüğe dönüşmüş olacak. Eğer bu davalarda kıdeme bağlı haklar varsa, işçiler feragat ederek geçmiş kıdemlerinden ve bu geçmiş kıdemlerine bağlı ileride hak edecekleri haklarından da vazgeçmiş olacaklar.

Yön: O halde, mevcut taşeron işçi sisteminin birkaç makyajla devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Bir tür “taşeron olmayan taşeron sistemi” gibi...

Murat Özveri: Tam da öyle. 696 sayılı KHK’yı hazırlayanlar eşine az rastlanır bir kurnazlığın altına imza atmış, bir taşla bir sürü kuş vurmayı başarmış. Taşeron sistemi ucuz işçiliğin, güvencesiz işçiliğin, sendika seçme özgürlüğü, hatta seçmen olma hakları elinden alınmış bir çalışılan kitlesi üzerinden şekillendirilmiş bir sistemdi. Bu sistemin acımasız yüzü fazlasıyla teşhir olmuş, savunulabilir bir yanı kalmamıştı. İlgili KHK sonrasında da sistem aynen devam ediyor aslında. Ancak “kadro” sihirli sözcüğü sanki taşeron sistemi kaldırılmış, taşeron sorunu çözülmüş gibi gösteriyor.

“UCUZ İŞÇİLİK DEVAM EDİYOR, KADRO SÖZCÜĞÜ İLE GİZLENİYOR”

Kadroya geçmek istemeyenler, Nisan 2018’de taşeronların sözleşmesi bitti diye kapının önüne konulacağından, ister istemez, kadro talebiyle başvuru yapıp haklarından feragat edecekler. Böylece yargı kararlarıyla yasa dışı olduğu kanıtlanmış bir çalışma biçimi, kadro çeşmesinden abdest alınarak aklanacak. Taşerondan kadroya geçen işçilerin ücret ve diğer sosyal hakları YHK’nın karara bağladığı toplu iş sözleşmesindeki hakları geçemeyeceğinden ucuz işçilik devam edecek. Ucuz işçiliğin bu şekilde sürmesi de kadro sözcüğü sayesinde gizlenmiş olacak.

Yön: Taşeron işçilik genellikle özel sektör sorunu gibi düşünülüyor, ancak kamuda da hayli yaygın bir sistem. Kamu kesimindeki taşeron sistemini nasıl değerlendirirsiniz?

Murat Özveri: Bu yanıltıcı bir durum. Çünkü taşeron uygulaması önce kamuda başladı. Kamudan özel sektöre yayıldı. Taşeron uygulaması iş yasasıyla sınırlandırıldığında, yasayı delmek için kamu kuruluşları özel yasalarında değişiklik yaparak asıl işlerinin taşerona yaptırılmasının önünü açtılar. Taşeron uygulamasını hizmet alımı diye perdelemek de kamuda başladı. ‘Temizlik, çöp toplama belediyelerin asıl işidir, alt işverene verilemez’ diye Yargıtay karar aldığında, belediyeler yasasını değiştirip belediyelerin asıl işlerini hizmet alımı adı altında taşerona vermenin yolunu siyasiler açtı. Kamu işyerleri taşeron çalıştırma konusunda yargı kararlarıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleriyle resmen inatlaştı. Taşeron işçilerinin sendikal haklarını kullanmasına kamu işyerleri engel oldu.

Şimdi de belediyelerde çalışan taşeron işçilerini Belediye İktisadi Teşekkülleri’ne (BİT) geçirerek taşeron sorununu çözüyoruz diyorlar. Taşeronun yerini BİT alacak. BİT resmen kamu taşeronu olacak. Eğer işçilerin aynı işi yaptıkları sendikalı işçilerle ücretleri, sosyal hakları eşitlenmez, asıl işyerinde örgütlü sendikaya üye olma hakları güvence altına alınmazsa taşeronun adının Ahmet Ltd. Şti olması ile BİT olması arasında taşeron işçi açısından hiçbir fark yok.

Yön: Bu durumda kamu kesiminin, taşeron uygulaması ile özel sektöre yol gösterdiğini söyleyebilir miyiz?

Murat Özveri: 90’lı yıllarda taşeron uygulamasının palazlanması işverenleri çok memnun etti. İşveren şöyle düşünüyordu: “Taşeron işin sevk ve yönetiminde kolaylık, maliyette ucuzluk”. İşin sevk ve yönetiminde kolaylık sözü, taşeron işçilerin sendikalaşamamasına, işten atılma korkusuyla her istenileni yapmak zorunda kalmasına; maliyette ucuzluk ise, asgari ücretin altında çalıştırılmaya, işten çıkartmanın maliyet getirmeden yapılabilmesine işaret ediyor. Örgütsüz, güvencesiz, iş bulduğuna şükreden, işverenin emir ve talimatlarını sorgulamayan, ölüsünün de dirisinin de çok fazla kale alınmadığı, uysal bir çalışan kitlesi, ister istemez patronlara cazip geliyor.

“ÖTEKİLEŞTİRİLMEKTEN VE EMEĞİNİN DEĞERSİZLEŞTİRİLMESİNDEN KURTULUŞU GEREK”

Yön: Peki taşeron işçilerin sorunlarının gerçek çözümü için nereden hareket etmek gerekiyor?

Murat Özveri: Çözüm son derece basit ve net aslında. Taşeron işçi sorununu çözmek için, taşeron işçilerine ilk işe girdikleri andan itibaren asıl işveren işçisi olarak işlem yapmak yeterlidir. Taşeron işçisi aynı işi yaptığı asıl işveren işçisi gibi sendikaya üye olabilmeli, asıl işveren işçisinin yararlandığı toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmelidir. Taşeron işçisinin emsali olarak, kendisiyle aynı işi yapan sendikalı işçi alınmalıdır. Böylece taşeron işçileri yıllardır kendileri ile aynı işi yapan işçilerle aynı çalışma koşullarına sahip hale gelecektir. Taşeron işçisi işe girdiğinde yasaya aykırı bir şekilde taşeron ilişkisi kurulduğu için sendikaya üye olamamış işçidir. Taşeron işçisi sendika hakkına kavuştuğu, kendisiyle aynı işi yapan sendikalı asıl işveren işçisiyle aynı ücret ve sosyal hakları aldığında ötekileştirilmekten kurtulacak, insan yerine konulmamasının, emeğinin değersizleştirilmesinin önüne de geçilmiş olacaktır.